6 Nisan 2013 Cumartesi



KÜBA BEKLE BENİ 


Yavaş, usul usul gelip bağdaş kuruyor göz kapaklarımın altına Küba’ya gitme hayali. Sömürü döneminden kalma rengarenk eski İspanyol binaların doldurduğu sokakları arşınlarken yanımdan geçen klasik otomobilin estetiği,  köhne bir dükkandan gelen Latin müziği, Chan Chan’in büyük aşkı, yanık tenlerini birbirine yaklaştırmaktan korkmayan çiftin dizginlenemez öpüşme isteği...
Üzerimde kısa kot şort, tişört kombinesi, elimde fotoğraf makinesi durmadan kareliyorum zamanı, belki de tekrardan gelip görme fırsatım olmayacak, her anı yakalamalıyım, kendime bunu tembihlemişim, gözlemlerimi iyi yapmışım, sokakların isimlerini not ediyorum mesela, dükkanların isimlerini, sokaktaki çocukların bağırışlarını duymam gerekiyor, bir sokak sanatçısı ilişmeli gözüme, gözüm, dudağındaki puronun verdiği hoşnutla gitar çalan bir yaşlıyı bulmalı, onu görmeli, onu bütün vicudumla dinlemeliyim, cebimde birkaç latin parası olmalı, bozukluk, o adama vermeliyim, susayıp bakkaldan su almalıyım kendime, kaç para diye sormalıyım elimdeki sözlüğe bakarak, adamın gülümsemesini görmeliyim, siyah renk klasik otomobil gördüğümde onun önünde fotoğraf çektirmeliyim, bunu birinden rica etmeliyim, özgürlük meydanına gitmeliyim mesela, denizi görmeliyim, belki Fideli’de görürüm, niye olmasın makam arabasıyla bir yere gidemez mi, gider tabi belki tam o anda önümden geçer otomobiliyle, sol elimde yumruk yaparak havaya kaldırırım, belki Fidel durdurur arabasını, belki onunla tanışma fırsatım olur. Uçuk fikirler bunlar, neyse biz müziğimizi dinleyelim. Afiyet olsun gezgin insan, afiyet olsun bağdaş kuran hayal…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder