- - A Z İ Z İ M - -
Ve çocuk merak etti, daha on’unda sakal’ı..
-Anne, benim de babam gibi sakalım ne zaman çıkacak?
- Sakal, zaman ister yavrum. Biraz daha büyü ondan sonra.
Ve çocuk merak etti, daha on’unda aşk’ı..
- Baba, ben aşık oldum. Neriman teyzenin kızına aşık olabilirim değil mi baba?
- Tabi olabilirsin oğlum. Ama, gerçek aşk için biraz daha büyümen lazım.
Beklemeyle geçer çocuğun zamanları. Sokakta her gördüğünde dedeleri, özenir sakal’a. Ve her gördüğü sakallıyı, sabretmiş zanneder kendisi gibi.Büyümeyle geçer çocuğun zamanları. Sokakta her gördüğünde iki sevgiliyi, özenir aşk’larına. Ver her gördüğü sevgiliyi, sabredilmiş aşk zanneder.
Zaman, ne aşk’ı getirir ne de sakal’ı çıkarır. Yoksa bünyende bunları besleyecek birer hormon, zaman sadece umutlarını uzatır.
Aşk dediğin, der sarhoş; sakala benzer azizim. Önce çıksın diye heveslenirsin, sabahlarını aynanın önünde bırakırsın ‘kahretsin’lerinle birlikte. İşte aşkı da okul kapısında beklersin sabahları, gömleğinin köşesini pantolonuna iliştirirken ‘kahretsin’lerinle birlikte.
Aşk dediğin, der sarhoş; yirmi yaşında köse’ye benzer azizim. Sende olmadığı için alay konusu olursun, ‘kılda keramet olsa, götte çıkmaz’ları hayat felsefesi yaparsın. Suratta bir türlü çıkmayan kıl gibi, bir gelişlerin bir gidişlerin adamına döndürür insanı aşk. ‘bağlanıp da ne yapıcam abi?”leri her muhabbette ağzına sakız yapar durursun.
Aşk dediğin, der sarhoş; yirmi beş’inde geçte olsa çıkan sakala benzer azizim. Ne şekil vereceğini bilemez, her türlü uzatır, “ben olgunlaştım”ları oynar durursun, bir başına. Sonradan bulanın bokunu çıkardığı gibi, sende karar veremezsin nereye koyacağını aşk’ı. Anlayacağın, “tek tabanca”ların namlusuna dayarsın hayatı.
Aşk dediğin, der sarhoş; otuz’unda dudağına kadar uzattığın bıyıktır. Gitmesin diye dudağının ucundan ayırmadığındır aşk. Her kelimene karışmaya başlar. Sonra da “sikerim böyle işi, ya sözüme karışmazsın ya da sözümden ırak olursun” der ve kısaltırsın aşk’ı.
Oturduğu ıslak duvar dibinden ağır ağır kalkan sarhoş, yavaşça doğrulur. Sağ elini kamburlaşmakta olan beline destek yapar. Şaraptan ıslanan sakalını sıvazlar. Arnavut kaldırımının taşlarını hiç yormadan (o, her zaman kibar bir adamdı), her birine sadece bir kere basabilecek küçüklükte adımlarla yürümeye başladı.
Dünya, der sarhoş; kılda keramet arayan aptallara armağanım olsun. Sakalıma dökülen her damla şarap da, aptallara aşk olsun.
- *Ömür, umuttan önce bitmeli…
Söndür ışığı azizim…
BURAK KAHRAMAN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder