JÜRİ
Hangi gün hatırlamıyorum. İşten çıkmış, yol yürümüş, EGO kartı basmış, onun binme hakkımın hesabını yapmış, yol üzeri iki kıza bakıp (iki ile sınırlamayayım, belki daha fazladır) şehvet dolu düşüncelere dalmış çıkmış, büfeden neskafe almış eve gelmişim. Dindon, evde kimse var, iyi kapıda kalmadım yani. İçeri girdim, solona yöneldim. Annem elini kaldırdı, dur dur dur dur! Sandım ki ayakkabıları çıkarmadan içeri girdim halıya bastım. Öyle bir tepki. Yanılmışım, ondan değilmiş televizyonda ki “O Ses Türkiye” yarışmasını izliyo. Kalkan el benim sessiz olmam, televizyonun önünden geçmemem, geçeceksem de yerde sürünerek geçip görüntü kalitesini bozmamam anlamındaymış. Geçtim, oturdum.
ANNEM – Ahmet sessiz ol.
BEN - Tamam anne.
ANNEM – Sana sessiz ol demedim mi!
BEN - !!
Annemi sessizce yarım saat izledim, tabi bu arada en fazla televizyon seyretme rekorumu da kırdım. İzledim, kendimi bilirkişi sandım, annem hakkında hüküm vericem. Benden başka hiçbir kati rapora gerek kalmayacak. O derece yani. Yarım saat içinde annemin iki kanal arasında gidip geldiği, ikisinin de yarışma olduğunu ( “O Ses Türkiye” – “Yeteneksizsiniz” Acun iyi para kırıyo haa) gördüm.
SONUÇ
1- Popiler yarışma programlarının hayatımıza girdiğinden beri annemin hiçbir eğitim almadın gerekli müzik ve ses bilgisine sahip olduğuna,
2- Yarışmacılara not verirken programdaki jürilerden etkilenmediğine,
3- Yarışmacı tam müziği söylerken, “yok yok olmadı” – “cık, beğenmedim, sesi gitti” – “bu nasıl kız sesi bas bariton” gibi sözleri söyleyebilecek kadar cesur olduğuna,
4- Türkiye’nin gerçek yeteneğini annemden başka kimsenin anlayamayacağına kanaat getirdim. Anne allah seni star etsin emi. Star etsinde jüri seçil.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder